''KULA BELA GELMEZ, HAK YAZMADIKCA; HAK BELA YAZMAZ, KUL AZMADIKCA''

28/7/2007 - Edirne Selimiye Camii

Kategori: tarih

 

 Edirne Selimiye Camii, Türk mimarisinin en büyük şaheseridir. Tarihe baktığımızda Selimiye gibi şaheserleri bulmak çok zordur. Mimaar Sinan, Selimiye Camii ile övünürken onun için ''benim ustalık eserim'' demiştir.

 

 Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle, 1571'de Kıbrıs'ın fethi tamamlanmış ve bu seferle birlikte Edirne Selimiye Camii'nin inşaatına başlanmıştır. Mimar Sinan, Camiye Ayasofya'nın kubbesinden daha ''büyük kubbe oturtacağım'' der ve dediğini yapar. Sekiz fil ayağına oturtulan 43 metre yüksekliğinde ve 32 metre çapında orta kubbe Ayasofya'yı aşmıştır.

 

 Selimiye Camii yalnız büyük bir abide değil, aynı zmaanda pek çok hünerin yer aldığı, 70 metreyi aşan bir sütun gibi gökyüzüne yükselen dört minaresi birer şaheserdir. Her minare üçer şerefelidir. Bu dört minareden ikisi üçer yolludur. Minarenin aşağı giriş kapısından giren üç müezzin birbirlerini hiç görmeden minarenin şerefesine ulaşırlar.

 

  Böyle olduğu halde minareler çok incedir. İki kişi kucaklayabilir. Öteki iki minare tek yolludur. Edirne'ye dört yönden dört cadde ile girilir. Hangi yönden girilirse girilsin Selimiye'nin 2 minaresinin 6 şerefesi görülür.

 

 Caminin içten duvarları, minber ardı ve alt kat pencere altlıkları çok renkli çini dekoruyla kaplıdır. Avlu ortasında mermer bir şadırvan bulunur. 999 penceresi olduğu söylenen ve dünyada eşi olmayan seçilmiş bir eserin sahibi olan Mimar Sinan'a Allah'tan rahmet dileriz.

                                     

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->